EDİTÖR’DEN: Fırtına Sonrası Denge!

0
20

Merhaba otomotiv severler,

Yazı bitirdik ve tekrar kaldığımız yerden devam. İşimiz otomotiv olması sebebiyle tatilde de sohbet meclisinde de de her an sektörün içerisindeyiz. Şimdi bakalım bizleri neler bekliyor; Otomotiv sektörünün direksiyonunda yıllardır direnen, pazarın inişli çıkışlı virajlarını iyi tanıyan bir kalem olarak geriye dönüp baktığımda, geride bıraktığımız yaz ayları tam anlamıyla bir “fırtına sonrası dengelenme” süreci oldu. Yazın ilk döneminde, özellikle GSR2 güvenlik standartları regülasyonu öncesinde elde kalan stokları eritmek adına patlatılan agresif kampanyalar pazar gaza bastı. Ancak ağustos ayı ile birlikte pazar belirgin bir şekilde soğumaya başladı. Yüksek faiz ortamı, taşıt kredilerine erişimdeki ciddi kısıtlamalar ve mevduat getirisinin otomobili bir “yatırım aracı” olmaktan çıkarması, tüketiciyi bekle-gör moduna soktu.

Sektörün en keskin gözlemcilerinden Emre Özpeynirci’nin analizlerinde de sıklıkla altını çizdiği gibi, temmuz ve ağustos rakamları pazarın hız kestiğini net bir biçimde kanıtladı. Hatta pazarın vites düşürmesi öyle bir noktaya geldi ki, bütçenin en sağlam dayanağı olan ÖTV tahsilatlarında dahi uzun süre sonra ilk kez hedeflerin gerisine düşülme riski baş gösterdi.

Yaz boyunca bayilerdeki müşteri trafiğinin azalması ve bireysel perakende satışların tıkanması, sektörün üzerindeki finansman yükünü iyice hissettirdi.

Peki, eylül ayı geldiğinde ne olur? Otomotiv dünyasında eylül, mevsimsel geçişin ve stratejik hesaplaşmaların ayıdır. Geçmiş yıllara baktığımızda eylül; tatil modundan çıkan Türkiye’nin, okul temposu ve şehir hayatının başlamasıyla birlikte mobilite ihtiyacını yeniden gözden geçirdiği bir dönemdir. Tarihsel olarak eylüllerde, yaz boyunca biriken kur farklarının listelere kademeli zam olarak yansıdığını, buna karşılık kurumsal filo alımlarının ve kiralama şirketlerinin kontrat yenilemelerinin pazarı ayakta tuttuğunu görürüz. Markalar ilk sekiz ayın bilançosunu önüne koyar; hedeften sapanlar strateji değiştirir, yeni model yılı lansmanları bu ayda vitrine çıkar.

Yılın son çeyreğine (Ekim-Kasım-Aralık) girerken bizi nasıl bir manzara bekliyor dersiniz? Açıkçası son çeyrek, hedef baskısı ile finansman maliyetleri arasında tam bir bilek güreşine sahne olacak. Distribütörlerin ve bayilerin yıl sonu kotalarını tutturma zorunluluğu var. Pazar daralması riskine karşı markalar, marjlarından fedakarlık etmek pahasına yılın en iddialı kampanyalarını sahaya sürmek zorunda kalacak gibi görünüyor. Sıfır faizli kredi destekleri, takas indirimleri ve stok eritme hamleleri son çeyreğin ana gündemi olacak. Tasarruf finansmanları yine sektörü yüklenecek gibi görünüyor.

Diğer taraftan, pazara agresif giren Çinli üreticilerin fiyat baskısı ve elektrikli araç segmentindeki rekabet, yerleşik markaları daha da esnek olmaya zorluyor. Sektörün bir temsilcisi olarak öngörüm şudur: Son çeyrekte satışı belirleyen temel unsur yüksek talebin kendisi değil, markaların sunacağı finansal yaratıcılık ve kampanya gücü olacaktır.

Kredi engeline rağmen araç ihtiyacını erteleyen tüketici için ise son çeyrek, yılın en uygun alım fırsatlarını beraberinde getirebilir.

Sağlıklı kalın emniyet kemerinizle emniyette kalın.

Oktay ERGİNOĞLU

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz